29 Nisan 2020 - 09:30
Amerika'nın Medyatik Terörizmi

İran Anayasayı Koruma Konseyi sözcüsü Abbasali Kedhodai Pazartesi günü İran gazetesi sitesinin Amerika Hazine Bakanlığı tarafından kapatılmasına tepki olarak sanal ortamda şöyle bir açıklamada bulundu:" Amerika rejimi insanlara suikast yapma ve yaptırımlar aracılığı ile uyguladığı ekonomik terörizme ilaveten şimdi de medyatik terörizmle uğraşmakta ve İran'ın medya organlarının internet alanlarını kapatarak terörizm karnesini daha da kabartmaktadır. "

Ehlibeyt (as) Haber Ajansı ABNA - Amerika Hazine Bakanlığı Yabancı Sermayeleri Denetleme Bürosu-OFAC geçen Şubat ayında da  Farsnews haber ajansının sitesini kapattı.

Amerika Hazine Bakanlığı Yabancı Sermayeleri Denetleme Bürosu  daha önce de terörizme karşı yetkileri doğrultusunda farklı bahaneler uydurarak İran'ın yürütme ve finansal yasal kurum ve kuruluşlarına ambargolar uyguladı.  Amerika  medyatik faaliyetlerin ve mesajlaşmaların yeni araçlar yardımı ile yaygınlaştığı bir çağda   İran'ın medyatik imkanlarını kısıtlamak niyetindedir.  

  Amerika Hazine Bakanlığının   İran'ın medya organlarının internet alanlarına erişimi kesme kararı aslında Evrensel insan hakları bildirgesi ve ifade özgürlüğü ilkeleri ile çelişmektedir.

Bu girişim açık bir şekilde 1948'de onaylanan Evrensel İnsan Hakları Bildirgesinin  19'uncu maddesine ters düşmekte ve de serbest bilgi dolaşımı ilkelerine de aykırıdır.  Bu maddenin içeriğine göre  bilgi ve düşünce dolaşımı  her hangi bir kısıtlamaya tabi tutulmamalı ve sınırsız olarak gerçekleştirilmelidir.

Bu maddede şu ifadelere yer verilmektedir:"   Herkesin ifade ve inanç özgürlüğü hakkı vardır. Bu hak, herkesin düşüncesinden dolayı ızdıraba kapılmaması demektir.  Herkes bilgileri elde etme, farklı düşüncelere sahip olma, bu düşünceleri kazanma ve yaymakta her yola baş vurabilir ve bu sınırlandırılamaz. "

Aslında uluslararası anlaşmalara uymamak Amerikalıların bir geleneği haline gelmiştir.    Bu süreç ise Trump başkanlığı döneminde ise rekor seviyeye ulaşmıştır.   Trump'ın üç yıl başkanlık döneminde uluslararası anlaşmalar ve sözleşmelerden çıkması  o kadar artmıştır ki artık bu sürecin ismi bile " Trump'ın Çıkış Doktrini " olarak adlandırılmıştır.

Bu çerçevede Trump Amerika'yı, Paris İklim Anlaşması, insan haklarına bakan en önemli insan hakları mercii İnsan Hakları Konseyi, UNESCO, İran İslam Cumhuriyeti ile yapılan BERCAM nükleer anlaşması,  Trans-Pasifik İşbirliği Anlaşması, İran ve Amerika'nın 1955 Dostluk Anlaşması, 1987 Orta Menzilli Nükleer Füzelerin Yasaklanması anlaşması, 1961 Viyana Diplomatik İlişkiler Konvansiyonuna ek olarak hazırlanan  ihtilafların çözülmesi yönündeki protokol ve birçok ticari anlaşmadan çekmiştir. Böylece Trump çok taraflı ve uluslararası kurum ve kuruluşlar, anlaşmalardan nefretini de gün yüzüne çıkarmıştır.

Halihazırda ise Amerika  en az uluslararası insan hakları anlaşmasını imzalayan ülkelerden biridir.  Amerika BMT'ndaki 18 insan hakları anlaşmalarından sadece 5'inde görülmektedir.

Medyatik meseleler uzmanı Ekber Nasrullahi ise bu hususta şöyle diyor:"    Günümüzde bilgilere erişimi engellemek artık mümkün değildir.  Dünyanın her noktasında farklı yollar ve araçlarla farklı haberler ve analizlere erişim sağlamak mümkün.  Bu engelleme girişimleri de Amerika'nın gerçekleri anlatmakta acziyete düştüğünü ve çaresiz kaldığını gösteriyor.  Amerikalılar düşük toleranslı insanlardırlar. Yalan dolan haberler yayan, gerçekleri saptıran binlerce medya aracı, site ve yandaşlara sahip olmalarına rağmen gerçekleri anlatan bir tane kaynaktan bile korkuyorlar. "

Medya organlarının kısıtlanması ve kapatılması  kaygı verici bir girişim olsa da  ancak Amerika'nın medyatik terörizminin gerçek yüzünü göstermek için de altın bir fırsattır. Amerika'nın yalan ve temelsiz sloganlarının özü ortaya çıkmaktadır.  İran İslam Cumhuriyeti Anayasayı Koruma Konseyi Sözcüsünün de belirttiği gibi "   Amerika'da ifade özgürlüğü demek, diğer ülkelerin medya organlarının kapatılmasıdır. "

.............
340